Mikroöğrenme\'nin (Microlearning) Büyüyen Rolü

Yöneticiler öğrenme ve gelişim bütçesi hakkında ne düşünüyorlar? Bu bir maliyet, bir yatırım, ya da ikisinin bir kombinasyonu mu?

Günümüzde öğrenme organizasyonları bir sürü değişim ile karşı karşıya geliyorlar. LMS ve öğrenme platformları, video öğrenme çözümlerine dönüşmekteler. Çalışanlar tüketici gibi öğrenme deneyimlerini video üzerinden yapmak istiyorlar, herhangi bir alandaki uzman videoları, MOOCs (massively open online courses) ve YouTube dersleri ile oluşturuluyor. Ve tabii ki, şirketler dijital bozulma, bilinçsiz önyargı, yeni liderlik modelleri ve yüzlerce operasyonel konular etrafında çalışanların becerilerini yeniliyorlar.

Bütün bunlar karmaşık bir sorunu ortaya çıkardı: Öğrenme liderleri çalışanların tüm ihtiyaçlarını giderecek bütün bu içerikleri nasıl oluşturacak ve düzenleyecekler? Bütün bu anlamlı içerikleri öğrenim programlarına nasıl harmanlayacağız? Çalışanların sürekli artan "Sadece ihtiyacım olan şey" talepleri doğrultusunda öğrenim işi nasıl idare edilecek?

Dünya çapında L&D (Öğrenme ve Gelişme) alanında 130 milyar $'dan fazla harcama olmasına rağmen, araştırmalar gösteriyor ki, eğitim departmanları bu zorluklara ayak uyduramıyor. "İşgücü 2016 yılında nasıl öğrenir" adında yayınlanan bir çalışmaya göre, ankete katılan 500 insandan fazlasının eğitim departmanlarına güveninin ortalama %31 olarak belirlendiği ve bu durumun öğrenme alanı için hiç iyi bir haber olmadığı ortaya konuldu.

Ama öğrenme sektörünün uğraştığı en büyük zorlu değişiklik diyebileceğimiz durum, öğrenme içeriklerinin bozulmasıdır ve bunu "mikroöğrenme’nin büyüyen rolü" olarak adlandırılıyor.

2000'lerin başında, çevrimiçi öğrenme sistemi, eğitmen odaklı öğrenme yöntemini ortadan kaldırmaya yönelik icat edildi. Öğrenme sistemleri, uzun programları süslü medya ortamları kullanarak ve interaktif tasarımlarla bir eğitmen dersini taklit etme yoluna gittiler.

Bu ilk devrimci e-öğrenme neslini; Skillsoft, NetG, Click2Learn, DigitalThink gibi şirketler ve diğerleri oluşturmuştur. Bu pazar çok hızlı bir şekilde büyüdü ve LMS sistemleri pazarı yönetme, idare etme ve dersleri takip etme konularında yardımcı olmak için oluşturuldu.

Öğrenenler olarak, biz istediğimiz zaman ve istediğimiz mekânda bir çevrimiçi eğitim içeriğini görmek isteriz; öğrenme için günlerce seyahat etmeye vakit ve bütçe ayırmıyoruz böylece şirketler kasalarında tasarruf etmiş oluyorlar.

Dünya yeni bir yön alana kadar bu sistemlerin hepsi normal çalıştı. Ta ki 2007 yılında, Apple şirketi iPhone cihazını tanıtana ve esasen iOS işletim sistemi ile flash teknolojisini öldürene dek. Aniden video, resim ve ses kayıt altına alabilmek için telefonlar gibi düşük maliyetli araçlar elimize geçti. Bu durum video tabanlı öğrenme, YouTube, MOOCs gibi milyonlarca öğrenim videolarına sahip kanalların yolunu açtı. Öğrenme sistemlerinde Udacity, Udemy, Lynda.com, General Assembly ve diğer gelişen yeni nesil içerik sağlayan şirketler hızla büyüdüler.

Uzun e-öğrenme ders içerikleri genellikle uyum eğitimi için kullanılır. Katılımcılar çok sabırsız ve uzun süre hareketsiz oturmak onlara kasıntı geliyor ve bu tutum giderek kötüleşiyor. Günümüzde, canlı yayın video kanalları öğrenme alanında kullanılmak üzere çalışıyor ve katılımcılar tek bir çalışma gününde telefonlarında beş saatten daha uzun bir süre geçirerek ve 8 milyardan daha fazla kez etkileşim halindeler.

İnsanların bugün öğrenme konusunda istekleri tek kelimeyle tarif edilebilir: Hızlı. Katılımcılar öğrenme içeriklerini bir tuşa dokunarak hızlı bir şekilde öğrenmek, tüketmek ve eğlenmek istiyorlar. Workday ve Oracle gibi yeni nesil LMS sistemleri sağlayan firmalar, küçük video nesnelerini sunmak için yeni öğrenme faaliyetleri tasarlıyorlar; bunu da yeni geliştirdikleri öğrenme altyapıları sayesinde sürdürüyorlar.

Birkaç ay önce büyük bir L&D (Öğrenme ve Gelişme) organizasyonunda bir araya gelen konunun uzmanları artık "TED videoları çok uzun" olduğu konusunda hemfikirdiler. Geçmiş organizasyonlarda uzmanlar bu TED içeriklerinin 18 dakikaya kadar küçültülmesi gerektiğini dile getirdiklerini ama artık 5 dakikanın bile uzun geldiği konusunda ısrarcı oldular.

Bu yeni dünya mikroöğrenme olarak anılıyor ve öğrenme sistemlerindeki en büyük ve en önemli değişikliklerden biri olduğu düşünülüyor. Teknoloji tabanlı öğrenme dünyası sürekli bir değişim içerisinde. Mikroöğrenme'nin geleceğin dalgası olacağı konusunda neredeyse herkes hemfikir, ama önemli olan bunu öğrenme sistemleri nasıl kendi dünyalarına entegre edecekler.

 

Kaynak:  elearninglearning.com


Bizden Haberdar Olun!

Ürün ve hizmetlerinden haberdar olmak için kayıt olabilirsiniz.

E-posta adresiniz başarıyla kaydedildi!

İletişimEsentepe Mah. Büyükdere Cad. Müselles Sk. Onur İş Merkezi No:1/1 K:6 Şişli-İstanbul (212) 267 53 73 info@anzera.com.tr